| Oğlum beni sorduysa ya içerde oturan kim? |
|
|
|
Yağmurlu, fırtınalı bir akşamdı... Sobalarını yakmışlar evde oturuyorlardı... Güler hanım üşütmüş ve biraz rahatsızdı. Kendisini halsiz hissediyordu. Tam bu sırada oğlu Osman'ın arkadaşları gelerek onu dışarıya davet ettiler. - Güler Ekinci: `` Gitme Oğlum!`` dedim. ``Hava çok soğuk. Sen de üşütürsün. Zaten ben kendimi pek iyi hissetmiyorum...`` Ancak Osman arkadaşlarını kıramadı. - Osman Ekinci: ``Anne dini bir toplantı varmış. Oraya gitmek zorundayız. Fazla kalmam birkaç saat içinde geri dönerim. Yün şapkamı da takıyorum üşütmem. Sen beni merak etme`` diyerek evden ayrıldım. Osman annesine merak etme demişti ama aslında o annesini merak ediyordu. Aklı annesinde kalmıştı. Annesi hastaydı ve evde tek başınaydı... Aradan bir saat geçti... - Güler Ekinci: Önce sokak kapısının anahtarla açıldığını duydum... Ardından odanın kapısı açıldı. Oğlum içeri girdi. ``Anne çok durmadım geldim`` dedi. Yere minder koydu. Televizyonu açtı. Yün şapkasını divanın üstüne bırakıp televizyon seyretmeye başladı. Oğlu hiç konuşmadan orada oturuyordu. Aradan 20 dakika geçti. Zil çaldı. Kapı komşu Reyhan hanım geldi. ``Osman telefon etti Annem nasıl diye soruyor.`` dedi.Güler hanım kulaklarına inanamadı. ``Ne diyorsun Rehan hanım!`` dedi. Neler oluyordu? Peki içerde oturan kimdi? - Güler Ekinci: Bir an için aklımı oynatacak gibi oldum. Dönüp odaya baktım. Oda bomboştu... Oğlu odadan kaybolmuştu. Ancak şapkası hala divanın üstünde duruyordu... |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


Yer : Istanbul, 1993 - Olayi Yaşayanlar : Güler Ekinci ve Oğlu Osman Ekinci